Hope

İki harf, ‘’um’’ harflerinden türemesine rağmen nice beklentileri barındıran sözcük, umut. Tarihte yazılı ilk kaynak olarak 1400 yılından önce Dede Korkut Hikayeleri’nde: ‘’Kalaba korχudur, derin olsa baturur, yayanıñ umudu olmaz, yayanuñ yıldızı olmaz.’’(1) Sözlerinde bulduğumuz, insana yaşamayı, mutlu olmayı öğreten bu sözcük; asıl işlevini bu gerçeklikler bizim hedeflerimiz haline geldiğinde kazanmaya başlıyor.

Although the two letters are derived from the verb “um” in Turkish, the word “umut”, which contains many expectations, is hope. The word “hope”, which we found in the Dede Korkut Stories before 1400 as the first written source in history; ‘’Kalaba korχudur, derin olsa baturur, yayanıñ umudu olmaz, yayanuñ yıldızı olmaz.’’(1), teaches people to live and be happy; it begins to gain its main function when these realities become our goals.

İnsanız, mutlu olmak ve daima mutlu kalmak istiyoruz ve bunu hep umuyoruz. Gerçekleşmese de gerçekleşmediğini görene kadar yüreğimizin derinliklerinde saklıyoruz bunu. Kimi zaman öyle kuvvetli hissediyoruz ki gerçekleşmediğinde sarsılıyoruz, umudumuz yerini diğer umuda bırakana kadar. Ama hep devam ediyoruz ummaya. Bir türlü bırakamıyor ve kaybetmiyoruz umudumuzu.

We are human beings, we want to be happy and always stay happy, and we always hope that. Even if it doesn’t happen, we hide it deep in our hearts until we see that it doesn’t happen. Sometimes we feel the hope so strong that we are shaken when it does not come true, until our hope is replaced by the another one. But we always keep hoping. We can’t give up and we don’t lose hope.

Umuyoruz ve zamanla birlikte biz de akıyoruz. Söyleyenini anımsayamadığım bir sözde şöyle deniliyordu: ‘’Umudunu kaybeden bir insanın başka kaybedecek bir şeyi yoktur.’’ Tabii ki de öyle değil mi? Umutlarımızın olmadığı bir dünyada neye bağlayacaktık hayallerimizi? Neyin gerçeklemesini bekleyecektik heyecanla? Umutla ışıldayan gözler, sürekli yeni ufuklara yelken açar. Yoksa nasıl mutlu olabiliriz ki yüreğimize ve aklımıza yerleşen bu anahtar olmadan?

We hope, and we flow with time. A saying that I could not remember the owner was saying: “A person who has lost hope has nothing to lose.” That’s true, isn’t it? In a world where we have no hope, what are we going to tie our dreams to? What were we going to expect to happen? Eyes that glow with hope constantly set sail to new horizons. How else can we be happy without this key that settles in our hearts and minds?

Özellikle şu günlerde hep birlikte sağlığı umuyoruz. Kimi zaman da sevgiyi. Kimimiz yemek sonrası tatlı umarken kimimiz de sağlığından dolayı bir türlü yiyemediklerini umuyor. Kimimiz özgürlüğü, kimimiz kış tatilini geçireceği yerin ihtişamını umuyor. Kimimiz yaşayabilmeyi umarken, kimimiz de ölmeyi umuyor. Ne diyordu Werther: ‘’Yüz defa, elime bir bıçak alıp sıkışan yüreğimi soluklandıracaktım. Aşırı koşturulmaktan dayanılmaz biçimde hararetlenince güdüsel olarak damarlarını ısıran ve böylece soluklanan safkan atlardan söz edilir. Çoğunlukla kendimi duyumsayışım böyledir. Bir kan damarı açmak istiyorum, bana sonsuz özgürlüğü verecek.”(2) Meğer ne de çok yer yapmış hayatımızda, umut.

Especially these days, we all hope for health. Sometimes love. Some of us hope for dessert after dinner, while others hope that they can’t eat because of their health. Some of us hope for freedom, some others hope for the glory of where he will spend his winter vacation. Some of us hope to live, others hope to die. What was Werther saying: “A hundred times I was going to take a knife in my hand and breathe my trapped heart.” There is talk of bloodstock that, when they become unbearably hot from being over-rushed, they instinctively bite their veins and thus breathe. It’s mostly how I feel. I want to open a blood vessel, it will give me endless freedom. ”(2) It turns out that hope has left a significant mark in our lives.

Werther da bilmiyordu ki sonsuz özgürlükte umutlarımızın tükeneceğini. Ne de olsa umut dünyasındaydık değil mi! Henüz acımız tazeyken, çıkan yangında doğanın canlanmasını umuyoruz hem de canlanma süresini bilmeden, geriye kalan küller havada uçuşurken ummaya devam ediyoruz. Umarken bir bakıyoruz unutmuşuz. Zaman yeni umutlar getirmiş.

Werther also didn’t know that our hopes would be exhausted in eternal freedom. After all, we were in a world of hope, weren’t we? While our pain is still fresh, we hope that nature will be revived in the fire, and we continue to hope while the remaining ashes are flying in the air without knowing the recovery period. While hoping, we suddenly forget. Time has brought new hope.

Sevdiklerimizin sağlığını ne de çok umduk özellikle geçen yıldan beri. Belki de öğrendiğimiz en güzel şeydi her anın sağlıklı geçmesini ummak. Ancak yeni umutlarımız doğdukça unutuyoruz eski umduklarımızı hem de gerçekleştiğini fark etmeden. Hayata sımsıkı sarılıyoruz. Sadece günlük sorumluluklarımızı yerine getirmek için dörtnala koşuyoruz. Hamileliğinin ilk gününden hissedilen annelik duygusuyla bezenmiş anne, tüm kutsallığıyla kanadı kırık kuş gibi gördüğü yavrusunun geleceğini umutla hayal ediyor. Bu bitmek bilmeyen döngüde var olmak için sürekli umut ediyor ve hayal kuruyoruz. Hep geleceğe umutla bakıyoruz. En kötü gerçeklerimizle yüzleştiğimiz de bile. Bazen de geçmişteki hayal kırıklıklarımızı toplayıp onları yeniden yaratmayı umut ediyoruz ama hep mutlu olmak için umuyoruz.

How much we have hoped for the health of our loved ones, especially since last year. Maybe the best thing we’ve learned is to hope every moment goes healthy. But as our new hopes are born, we forget our old hopes without realizing that they have come true. We cling to life. We just gallop to fulfill our day-to-day responsibilities. Embellished with the feeling of motherhood felt from the first day of her pregnancy, the mother dreams with hope that her offspring, which she sees as a bird with a broken wing, with all her sacredness. We constantly hope and dream to exist in this endless cycle. We always look to the future with hope. Even when we face worst facts about life. Sometimes we hope to collect our past disappointments and recreate them, but we always hope to be happy.

Muhtacız sağlığa, sevgiye; sağlık ve sevgiye ulaşabilmek için de umuda. Bir çocuk gibi bolca hayal etmeli. Etmeli ki yaşamın anlamı oluşsun, gerçekleşmesini istediğimiz geleceklerimiz olsun ulaştığımız mutluluklarımız olsun ama bir çocuk gibi tek umduğumuz yeni bir oyuncak değil maalesef. Hepimiz öyle olmasını umardık ancak öğrendik umut dünyasının ne olduğunu. Yeni umutları doğuracak umutlar, hayatımızda hep daim olsun.

We need health and love. We need hope in order to reach health and love. We have to dream a lot, just like a child. Let’s dream to reveal the meaning of life, to have the future in our dreams, to reach happiness, but unfortunately, we are not just hoping for a new toy like a child. We all hoped it would, but we learned what the world of hope was. May hopes that will give rise to new hopes always be in our lives.

KAYNAKÇA

REFERENCES

(1)www.etimolojiturkce.com/kelime/umut  18.10.2020 tarihinde esinlenilmiştir.

(1)www.etimolojiturkce.com/kelime/umut retrieved on 18.10.2020.

(2)Genç Werther’in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe, Panama Yayınları. (2017) 18.10.2020 tarihinde esinlenilmiştir.

(2)The Sufferings Of The Young Werther, Johann Wolfgang Von Goethe, Panama Publications. (2017) retrieved on 18.10.2020.

Yazar/ Author: Arda Sakaoğlu

Editör/ EditorNur Yılmaz

Çevirmen/Translator: Yaren Kamar

Grafiker/Graphic Designer: Derinsu Alicikoğlu