Küçüklüğümden beri – özellikle yaz mevsiminde – yaptığım seyahatlerde çeşitli tarım alanlarını gezme ve gözlemleme fırsatı buldum: portakal ve nar bahçeleri, zeytinlikler ve ayçiçeği, buğday, mısır, pamuk tarlaları… Kimi sonu görünmeyen ve içindeyken uçsuz bucaksız bir yerdeymişim gibi hissettiriyorken kimi de güneşle bir olunca içindeki renklerle bambaşka bir deneyim sunuyordu bana. Dalından koparılıp yenen narlar, çiçeğin ortasından çıkarılan taptaze ay çekirdeği, birkaç nesille büyüyen zeytin ağaçları… Bir tarlanın tam ortasında durup etrafı seyretmenin hazzı paha biçilemezdi benim için. Küçükken biri bana bu tarlaların toprak üzerinde değil de yerden göğe doğru konumlanabileceğini söylese biraz garipserdim sanırım. Ama şu an biliyorum ki bu mümkün. Tohumların yan yana değil de bir nevi üst üste durduğu bu tarım türünün ismi dikey tarım.

Ever since I was little, I had the opportunity to visit and observe various agricultural fields, especially during summertime: orange and pomegranate orchards, olive groves and sunflower, wheat, corn, cotton fields … Some made me feel like I was in an invisible and endless place while others offered me a completely different experience when combined with the sun. Pomegranates picked from the branch and eaten, fresh sunflower seeds extracted from the middle of the flower, olive trees growing over several generations … The pleasure of standing in the middle of a field and looking around was invaluable to me. I think when I was little it would be a little weird if someone told me that these fields could be positioned from Earth to Sky rather than on Earth. But now I know it’s possible. Vertical agriculture is the name of this type of agriculture, where the seeds are not side by side but somewhat on top of each other.

Kısaca açıklamam gerekirse dikey tarım türünde ürünler, yere dik bir şekilde dizilen sistemler üzerinde ve topraksız tarım teknikleriyle yetiştiriliyor. Dikey tarım özellikle geniş yüzölçümüne ve verimli topraklara sahip bölgelerin geleneksel tarım anlayışından çok uzak bir tarım türü. Bu tarım türünü ilk duyduğum zamanlarda açıkçası olması gerektiğinden fazla endüstriyel ve yapay bulmuş ve bir vatandaş olarak bu tekniğe çok sıcak bakmamıştım. Fakat bu konuda araştırma yaptıktan sonra fark ettim ki bu tarım türü çevresel anlamda birçok avantaja sahip. Hava koşullarından etkilenmemesi, alanın verimli kullanılmasına olanak tanıması, neredeyse her bölgede yapılabilmesi ve su kullanımını azaltması; bu tarım türüne ilgimi çeken özelliklerden. Nüfus artışıyla birlikte COVID-19’un da varlığını düşününce küçük alanlarda ve her bölgede çok ürün üretilmesinin bir ihtiyaç olmaya başladığını düşünüyorum. Yüksek ve artan nüfusa sahip bölgelerde, hele bir de bölgeye toprak verimsizliği hakimse oradaki toplumun besin ihtiyacını karşılama konusunda sorunlar yaşanabiliyor ve talep arza göre fazla olduğu için ürünlerin fiyatı olması gerektiğinden yüksek oluyor. Ürün zaten azken fiyat artışıyla o ürüne ulaşmak iyice zorlaşıyor. Ürün açığını kapatmak için o bölgeye dışarıdan ürün getirilmesi ise maliyeti artırarak yine ürün fiyatında artışa sebep oluyor. Aslında sadece yaşadığımız gezegene ait olması gereken topraklar yıllar boyunca farklı toplumlar tarafından sahiplenilmiş ve bu da bir tür besin yarışına girilmesine sebep olmuş.  Kim daha verimli toprakları “kaptıysa” besin yarışında “kazanan” o olmuş. Diğer bir yandan dünyada şu an –maalesef- iklim değişikliği sorunu ile karşı karşıya olmamıza rağmen hâlâ verimli toprakların olması umut verici. Fakat toprağın bu verimliliğinden tüm dünyanın faydalanamadığını görmek de bir o kadar üzücü. Dolayısıyla dikey tarım yönteminin bu eşitsizliği bir nebze giderebileceğini, herkesin yeterli besine ve yeşile ulaşmasını sağlayabileceğini düşünüyorum.

If I need to explain briefly, products in vertical agriculture are grown on systems that are arranged vertically to the ground and using soilless farming techniques. Vertical agriculture is a type of agriculture that is far from the traditional understanding of agriculture, especially in regions with large areas and fertile soils. When I first heard about this type of agriculture, I found it more industrial and artificial than it should have been, and as a citizen I did not look very favorably on this technique. But after doing some research, I realized that this type of agriculture has many environmental advantages. The features that attracted my attention to this type of agriculture that it is not affected by weather conditions, allows the area to be used efficiently, can be built in almost every region and reduces water use. Considering the presence of COVID-19 with the increase in population, I think it is a need to produce many products in small areas and in every region. In regions with high and increasing populations, especially if there is soil inefficiency in the region, there may be problems in meeting the nutritional needs of the society there and the price of the products is higher than they should be because the demand is higher than the supply. When the product is already scarce, it becomes difficult to reach that product with the increase in price. Bringing products to the region from outside to close the product gap increases the cost and again causes an increase in the product price. In fact, the lands that should only belong to the planet we live on have been owned by different societies over the years, and this has led to a kind of food race.  Whoever “snatched” the more fertile land was the “winner” in the food race. On the other hand, although we are currently facing the problem of climate change, it is hopeful that there are still fertile lands in the world. But it is just as sad to see that the whole world cannot benefit from this fertility of the soil. Therefore, I think that the vertical farming method can eliminate this inequality to some extent and provide everyone with sufficient food and green.

Dikey tarım.               Kaynak: Wired

Dikey tarıma bu kadar olumlu bakmamın tek nedeni pratikteki olumlu yönleri değil tabii. Bir tasarım bölümü öğrencisi olarak da dikey tarım benim için oldukça dikkat çekici. Gerek mimari yapıların cephelerinde gerek iç mekânlarda kullanılabilir olması, dikey tarıma verimlilik dışında başka özellikler de kazandırıyor. Hem estetik algısını gözetmesi hem de yeşil alanları artırmak için mimariye büyük katkısı olduğunu düşünüyorum dikey tarımın.  Bu noktada dikey tarım, bazen dikey bahçe mantığıyla bazen de kentsel tarım terimiyle birlikte karşımıza çıkıyor.

The only reason I look at vertical agriculture so positively is not because of the positive aspects of practice. As a student in design department, vertical agriculture is quite remarkable for me. The fact that it can be used both on the facades of architectural structures and indoors gives vertical agriculture other features besides efficiency. I think vertical agriculture has a great contribution to architecture both in terms of aesthetic perception and increasing green areas.  At this point, vertical agriculture is sometimes encountered with the logic of vertical gardening, and sometimes with the term urban agriculture.

Dikey bahçenin dış mekanda kullanımı. Kaynak: Inhabitat

Yandaki yapının, mimaride kullanılan dikey bahçeye verilebilecek en iyi örneklerden biri olduğunu düşünüyorum. Singapur’da bulunan The Tree House isimli bu yapı dünyanın en büyük dikey bahçesine sahip. Cephesinde dikey bahçe uygulamasının yapıldığı Tree House ve bunun gibi yapılarda yapının karakterini belirlemede önemli bir rol oynuyor dikey bahçeler. Yapıya dışarıdan bakıldığında dikkati ilk çeken, dikey bahçeler oluyor bir anda ve yukarıdaki örnekte de olduğu gibi dikey bahçeler de tasarlanabilir elemanlar haline geliyor. Çoğu şehrin griliğine karşı baktığım yerde böyle yeşillikler görmek, her zaman tercihim.

I think that the structure above is one of the best examples that can be given to the vertical garden used in architecture. Located in Singapore, this structure called The Tree House has the largest vertical garden in the world. Vertical gardens play an important role in determining the character of the building in the Tree House, where a vertical garden application is made on the facade and in such buildings. When looking at the building from the outside, the first thing that draws attention is the vertical gardens, and as in the example above, vertical gardens become designable elements. It’s always my preference to see such greenery where I look against the greys of most cities.

Dikey bahçelerin etkili bir tasarım unsuru olduğu bir diğer alan ise iç mekanlar. Aşağıda İtalya’daki bir şirketin iç mekan için tasarladığı bir dikey bahçe projesi var. Bir önceki örnekte olduğu gibi dikey bahçe mekanın adeta yıldızı haline gelmiş.

Another area where vertical gardens are an effective design element is interiors. Below, there is a vertical garden project designed for the interior by a company in Italy. As in the previous example, the vertical garden has become the star of the place.

Dikey bahçenin iç mekanda kullanımı.                                          Kaynak: Archiproducts

Dikey tarım, yukarıdaki örneklerde olduğu gibi mimari yapıların hem cephelerinde hem de iç mekânlarında sıklıkla kullanılıyor. Fakat bundan daha fazlası da mümkün. O da dikey tarımın kentsel tarım alanları yaratmada kullanılması. Kentsel tarım, şehirlerle tarımsal alanları yaklaştırmayı ve bir bütün haline getirmeyi amaçlayan ve tarımın günümüzdeki endüstriyelliğini bir nebze azaltmayı başarmış bir uygulama. Kentsel tarım alanlarını dikey tarım yöntemiyle kurmak üretimde verimliliği artırmak için güzel bir yol kanımca. Bu sayede hem şehirlerdeki yeşil alanlar artırılıyor hem de o alan üretime açılabiliyor.

Vertical agriculture is frequently used both on the facades and interiors of architectural structures, as in the examples above. But more than that is possible. It is also the use of vertical agriculture in creating urban agricultural areas. Urban agriculture is an application that aims to bring cities and agricultural areas closer and make them a whole, and has managed to reduce the industrialization of agriculture to some extent. In my opinion, establishing urban agricultural areas by vertical farming method is a good way to increase productivity in production. In this way, both green areas in cities are increased and that area can be opened to production.

Dikey tarımın kentsel tarım alanı yaratmada kullanılması.               Kaynak: Archdaily

Dikey tarımı bu kadar övmüş ve birçok örneğini paylaşmışken olumsuz yönlerinden de bahsetmem gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle böyle bir sistemi kurmanın ne kadar maliyetli olacağını tahmin etmek pek de zor değil. Tabiri caizse tıkır tıkır işleyen bir dikey tarım sistemi oluşturmak araştırma ve uygulama açısından büyük bir bütçe gerektiriyor. Bu yüzden ne yazık ki dikey tarıma ihtiyaç duyulan bazı bölgelerde maliyet sebebi ile uygulamaya geçilemiyor. Bir diğer olumsuz nedeni ise tarımın teknolojiye bu kadar bağımlı olması. Tabii ki de verimliliği artırmak açısından tarımda teknolojinin avantajlarından faydalanmak kaçınılmaz. Fakat unutmamalıyız ki tarım aynı zamanda doğa ile de iç içe olması gereken bir sektör. Dolayısıyla teknolojiyi tarıma bu kadar bağlamak tarımın doğadan aşırı uzaklaşmasına neden olabilir. Bu sorunlara nasıl bir çözüm bulunabileceğine dair fikrim ise şu anda bazı bölgelerde yaygın olan devasa dikey tarım merkezleri kurmak yerine daha yerel hatta kişisel dikey tarım sistemleri kurmak. Büyük bir dikey tarım sistemini kurmak her ne kadar zor ve maliyetliyse bu sistem daha az bir nüfusa yönelik. Yani sistem daha yerel hatta kişisel olarak kurulduğunda insan, sistemin verimliliğini koruyarak kendi besinine ulaşmayı kendisi kolaylaştırmış oluyor.Bu yerellik aynı zamanda tarımın teknolojiye aşırı bağımlılığını da engelliyor. Ayrıca şehir hayatı sürmek zorunda kalıp bundan hoşnut olmayanlar için tarımı eve getirmek ayrı bir mutluluk olsa gerek.

While I have praised vertical agriculture so much and shared many examples, I think I should also mention its negative aspects. First, it is not difficult to predict how much it will cost to install such a system. Establishing a well-functioning vertical farming system, so to speak, requires a large budget in terms of research and implementation. Therefore, unfortunately, in some regions where vertical agriculture is needed, it cannot be implemented due to cost reasons. Another negative reason is that agriculture is so dependent on technology. Of course, it is inevitable to take advantage of technology in agriculture in terms of increasing productivity. But we must not forget that agriculture is also a sector that should be intertwined with nature. So connecting technology to agriculture so much can lead to agriculture becoming overly distant from nature. My idea of how to find a solution to these problems is to build more local and even personal vertical farming systems instead of building huge vertical farming centers, which are now common in some regions. Although it is difficult and costly to establish a large vertical farming system, this system is aimed at a smaller population. In other words, when the system is established more locally or even personally, it makes it easier for people to reach their own food by maintaining the efficiency of the system. This locality also prevents the excessive dependence of agriculture on technology. Also, for those who have to live in the city and are not happy about it, bringing agriculture home must be a separate happiness.

Kişisel mekanda (ev) dikey tarım örneği                     Kaynak: Daire-Youtube

Tüm bu olumlu ve olumsuz yönlere baktığımızda, dikey tarımın üretimdeki birçok soruna çözüm niteliği taşıdığını ve değişen dünyayı göz önünde bulundurduğumuzda dikey tarımın denemeye ve araştırmaya değer olduğuna inanıyor ve ihtiyacı olan her toplumun bir gün bu sistemden faydalanacağını umut ediyorum.

When we look at all these positive and negative aspects, I believe that vertical agriculture is a solution to many problems in production and when we consider the changing world, vertical agriculture is worth trying and researching, and I hope that every society in need will benefit from this system one day.

Yazar/Author: Aslı Selin Özzade

Editör/Editor: Nur Yılmaz

Çevirmen/Translator: Yaren Kamar

Grafiker/Graphic Artist: Derinsu Alicikoğlu

Kaynakça/References

https://www.hortidaily.com/article/9183371/the-10-biggest-advantages-of-vertical-farming/

https://www.thebalancesmb.com/what-you-should-know-about-vertical-farming-4144786

https://www.archdaily.com/794167/innovative-self-sustaining-village-model-could-be-the-future-of-semi-urban-living

https://www.wired.co.uk/article/aerofarms-largest-vertical-farm

https://www.archiproducts.com/en/products/sundar-italia/indoor-vertical-garden-indoor-vertical-garden_219462