Dalga seslerinin konuşmalara karıştığı bir geceydi. İspanyol beyleri yemek masasını çevrelemişti. Kullandıkları kelimeleri özenle seçiyor ve adeta güçlerini göstermek için birbirleri ile yarışıyorlardı. Masanın başında İspanyol Kardinal Pedro Gonzalelez de Mendoza oturuyordu. Güç gösterilerinden bir süreliğine de olsa sıyrılıp yanındaki sandalyede oturan Kristof Kolomb’a doğru dönerek kendisiyle gurur duyduğunu, yeni bir kıta keşfetmesinin ne kadar önemli bir şey olduğunu dile getirdi. Bu sözlerin ardından masada bir sessizlik oldu. Beyler huzursuzlanmaya başladı. Nasıl olurdu da bir İtalyan bunca övgüyü alabilirdi. Hem ne yapmıştı ki? Herkes bu kıtayı keşfedebilirdi. Yeni bir kıta var etmemişti elbette. Seslerini daha da yükseltip Kolomb’a “Yaptığın hiç de zor bir buluş değil, abartılacak bir başarı elde etmedin. Bizler de çok rahatlıkla bulabilirdik yeni kıtayı” dediler. Kolomb sakinliğini korudu. Sofraya bir yumurta istedi. Yumurta gelince İspanyol beylerine gülümseyerek içlerinden birinden yumurtayı masaya dik bir şekilde koymasını istedi. Adam yumurtayı elinde birkaç defa çevirip masaya yerleştirmeyi denedi ancak bir türlü başarılı olamadı. Ardından Kristof Kolomb yumurtayı eline aldı ve masaya biraz sert bir şekilde vurarak yerleştirdi.  Yumurtanın masaya değen kısmı hafifçe çatladı ama kırılmadan masanın üzerinde dik bir şekilde kaldı. Asilzadeler bunu herkes yapabilirdi dediler. Kolomb; “Haklısınız bunu sizler de yapabilirdiniz ancak ben yaptım” dedi.

It was a night when the sounds of the waves mingled with the conversations. Spanish gentlemen surrounded the dinner table. They carefully chose the words they used and almost competed with each other to show their strength. At the head of the table was the Spanish Cardinal Pedro Gonzalez de Mendoza. He said that he was proud of Christopher Columbus, who had escaped from the show of power for a while and was sitting on the chair next to him, and expressed how important it was to discover a new continent. After these words, everyone at the table was silent. The gentlemen started to get restless. How could it be that an Italian could get so much praise? What he had done anyway? Anyone could explore this continent. He had not created a new continent at last. They raised their voices and told Columbus, “What you made is not a difficult discover at all, you have not achieved such a feat worth exaggerating. We could also discover the new continent easily.” Columbus kept his cool. He asked for an egg for the table. When they brought the egg, he smiled at the Spanish gentlemen and asked one of them to put the egg upright on the table. A gentleman tried several times to turn the egg in his hand and place it on the table, but with no success. Then Columbus took the egg in his hand and placed it on the table by hitting it a little hard.  The part of the egg that touched the table cracked slightly, but remained upright on the table without cracking at all. The noblesses said, “Anyone could do this.” Columbus said,” You’re right, you could have done it, but I did it.”

Önemli reklam projelerine imza atmış Nazar Büyüm Kristof kolomb’un bu anlatısını reklamcılığa benzetiyor. Herkesin çok kolay bulduğu fikirlerde asıl hazine yatıyor. Çünkü zeka basit olanı saklandığı yerden çıkarabilmektir diyor.

Bu sözlerinde oldukça haklı. Gün içinde her birimiz yüzlerce reklamla karşılaşıyoruz.  İnstagramda gezinirken, film izlerken, trafik ışıklarının yanında duran devasa billboardlarda, okuduğumuz herhangi bir derginin sayfalarında reklam savaşına dahil oluyoruz.  Gün sonunda reklamların arasından kaçını hatırlıyoruz? Belki birini ya da ikisini. Aklınızda kalan reklamların ortak noktasını düşünün. Hepsi basit bir dille anlatılmış. Herkesin aklına gelebilecek senaryolar belki ama başkaları değil onlar yapmış. Bir başka başarılı reklamcı Esin Salman’ın dediği gibi “Reklam sahici bir kedi gibi yatar, asıl mesele onu bulmaktır”.

Nazar Büyüm, who has carried out important advertising projects, compares this reminiscence of Kristof Colomb to advertising. The real treasure lies in the ideas that everyone finds so easy. Because “intelligence is being able to get the simple out of hiding,” he says.

He’s quite right. Each of us encounters hundreds of ads during the day.  We get involved in the advertising battle as we browse the Instagram, watch movies, look at the huge billboards next to the traffic lights and turn the pages of any magazine we read.  How many of the ads do we remember at the end of the day? Maybe one or two. Think about what advertisements that still stay in your mind have in common. All of them are explained in simple language. The scenarios in these advertisements were so simple that anyone could think of it, but they were the first to do it. Another successful advertiser, Esin Salman once said, “Advertising lies like a genuine cat, the main point is to find it”.

Yaratıcılık basit anlatımın ve iyi bir reklamcının en yakın dostu, karmaşıklığı sadeliğe yönlendiren sihirdir. Akılda kalıcı, çarpıcı ve ürünü ön plana çıkaran reklamlar çoğu zaman yaratıcı sanat eserleri ile beslenirler.  Kimi zaman da bizzat reklamın kendisi olurlar.  

Bu yazımda “sanat eserlerinin” konuk olduğu reklamlardan bahsedeceğim…

Creativity is the best friend of simple narration and a good advertiser. It’s also magic that drives complexity to simplicity. Catchy, striking and product-highlighting ads often make use of creative artworks.  Sometimes they become the advertising itself.  

In this article, I will talk about the advertisements that make use of “works of art”.

İlk reklamımız Van Gogh’un son oto portesi ile oluşturulmuş. Post- İzlenimci akımı yansıtan eserde fırça darbeleriyle bulanık bir görüntü hakim. Bir optik markası olan keloptic ise bulanıklığa son vermenin en iyi yolunun kendi ürünleriyle olacağını resmi netleştiren gözlüklerle göstermeyi başarmış.

Our first ad was inspired by Van Gogh’s latest auto portrait. A blurry image with brush strokes prevails in the painting reflecting the Post-Impressionist movement. Keloptic, an optical brand, has managed to show that the best way to end blurring is with its own products, with glasses that clarify the picture.

“This is not a hammer. This is not a banana peel” Bu sloganlar size bir yerden tanıdık geliyor mu?

“This is not a hammer. This is not a banana peel” Do these catch-lines sound familiar to you?

Magritte’nin “İmgelerin İhaneti” adlı tablosunda bu bir pipo değildir yazar. Bu yöntemle izleyiciye her ne kadar gerçek bir pipoya benzese de resmin yalnızca bir imge ve yanıltmacadan ibaret olduğunu vurgular. Alman Sigorta markası Allianz ise ilk resimde bir çekiç kullanarak resmin hemen altına da bu bir çekiç değildir yazmış. Ayrıca Allianz logosunun yanına minik bir not eklemiş. Not da, “This is a common finger squasher- Bu bir parmak ezicidir yazmakta” dır.  İkinci resimdeki slogan ise “Bu bir muz kabuğu değildir” yazmaktadır. Dipnot ise “Bu kötü bir sırt çürüğüdür” olarak eklenmiştir. Böylelikle Allianz çekici ve muzu imge gerçeği ise başımıza gelmesi muhtemel tehlikeler olarak göstererek yaratıcı ve eğlenceli bir dille de bunu aktarmaya çalışmıştır.

On Magritte’s painting titled “The Betrayal of Images”, it says “Ceci n’est pas une pipe”, which means “This is not a pipe”. In this method, he emphasizes to the viewer that although it looks like a real pipe, the picture is just an image and a deception. German insurance brand Allianz used a hammer in the first picture, and just below the picture it is written that “This is not a hammer”. Also, Allianz company added a little note next to its logo. The note says “This is a common finger squasher.”  In the second image, catch-line says “This is not a banana peel.” However, the footnote says “This is a malicious back bruiser.” In this way, Allianz has tried to convey the idea in a creative way and with a intimate language by showing the hammer and the banana image reality as possible dangers that can happen to us.

Yeni üretime geçtikleri BlueMotion serisini tanıtmak için Volkswagen’in 2008 yılında yaptığı bu afiş, Magritte’in sürrealist tarzından etkilenmiştir. Aracın özelliklerini resme yerleştirmişlerdir. Aracın emisyonu azalttığını ve yakıt tasarrufu sağladığını vurgulamak için tabloda bir benzinci var ve kafası olması gereken yerde bir kum saati yer almış. Afişte bulutlardan oluşan bir arabada yer almakta. Burada yakıt tasarrufu özelliğiyle benzincilerin BlueMotion’ın yakıt almaya gelmesini çok bekleyeceklerini ifade ediyorlar. Ayrıca resimde ki, küçük detaylarda çevreyi korumaya öncelik verdiklerini anlatmaya çalışmışlar.

This banner, made by Volkswagen in 2008 to promote their new production BlueMotion range, was influenced by Magritte’s surrealist style. They have placed the features of the vehicle in the picture. To indicate that the vehicle reduces emissions and saves fuel, there is an officer working at a gas station in the picture, and an hourglass is located where his head should be. A car made of clouds is also featured in the advertisement. In this poster, they express that with the fuel-saving feature, gas stations will wait a lot for the BlueMotion cars to come to the next fuel purchase. In addition, the poster tried to explain that they prioritize protecting the environment in small details.

Ünlü grafik sanatçısı ve ressam Maurits Cornelis Escher, 1959 da oğluyla birlikte imkansız bir nesne icat etti. Bu nesne Penrose ya da imkansızlık merdiveni olarak adlandırılır. İlhamını ünlü matematikçi Oscar Reutersvärd tarafından bulunmuş Penrose üçgeninden alır. Perspektifle çizilebilen fakat geçekte 3 boyutlu olmayan bir üçgendir Penrose. Penrose merdiveninde de 4 er kez 90 derece dönebilen merdivenler yer almaktadır. Merdivenler ona tırmanan her bir kimsenin yalnızca sonsuz bir döngüyle aşağı inmesine izin verir. Kişinin yukarı çıkması ise imkansızdır.


The famous graphic artist and painter Maurits Cornelis Escher, invented an impossible object with his son in 1959. This object is called The Penrose, or ladder of impossibility. It takes its inspiration from The Penrose triangle, found by the famous mathematician Oscar Reutersvärd. Penrose is a triangle that can be drawn in perspective but is not actually 3-dimensional. On the Penrose staircase, there are stairs that can turn 90 degrees four times. The stairs only allow anyone who climbs it to descend in an endless loop. It is impossible for a person to go up.

Volkswagen bir önceki örnekteki gibi dâhiyane sanat eserlerini markasını tanıtmak için kullanmayı tercih etmiştir.  Resimde Penrose merdivenlerinde rahatlıkla hareket eden araçlar var. Resimde de “4 hareket, başkalarının yapamayacağı işleri başar” sloganı yer almış. Bize Volkswagen kullandığımız sürece 4 tekerden çekiş sistemiyle her türlü zor şartta rahatlıkla araba kullanabileceğimizi vurguluyor. Her ne kadar resim siyah beyaz olsa da, reklam akıllıca bir biçimde mesajını ulaştırıyor.

As in the previous example, Volkswagen chose to use ingenious works of art to promote its brand.  On the poster, there are vehicles that move easily on the Penrose stairs. The slogan “4Motion. Get to the jobs others can’t.” was included in the poster. He emphasizes that as long as we use Volkswagen, we can easily drive in all kinds of difficult conditions with a 4-wheel drive system.

Although the poster is black and white, the ad wisely delivers its message.

Bir diğer sürrealist Salvador Dali de reklam sektörüne eşsiz eserleriyle katkı sağlayanlardan. Gizemini koruyan “Belleğin Azmi” tablosu çölde eriyen cisimlerle dikkat çeken bir eser.

Another surrealist, Salvador Dali, is one of the contributors to the advertising industry with his unique works. Preserving its mystery, the painting “The Persistence of Memory” is a work that draws attention with the objects melting in the desert.

Akdeniz gün ışığını sloganlarında ve logolarında sık sık yer veren Lipton, elbette güneşin acımasızca vurduğu çöl görselinde eksik olmamalıydı. Marka çöl sıcaklarında bile iyi gelebileceğini vurgulamak için bu yöntemi seçmiş. Resmin orijinaline gerçek anlamıyla uyum sağlamaya çalışılmış.

Of course, Lipton, which frequently includes the Mediterranean daylight in its slogans and logos, would not have been miss to be appeared in the desert image that the sun hits brutally. The brand chose this method to emphasize that Lipton’s tea can still sound good even in desert heat. It has been tried to adapt to the original version of the painting in its true sense.

Tabi ki sanat ve reklamcılığın aynı cümle içinde kullanıldığı bir durumda Andy Warhol’ dan bir örnek göstermememiz mümkün değil. Ressam, yapımcı ve yayıncı Warhol ikon olmuş ürünler yaratan pop art’ın öncülerindendir. Reklamcılıkta hem kendi farklı bir vizyon yaratmış hem de günümüzde bile reklam sektöründe etkin olabilecek eserler bırakmıştır. Orbit sakız markası da Warhol’un iki unutulmaz eserini birleştirerek çarpıcı bir pano oluşturmuş. Resimde 4 tane muz yer almakta ancak 4. muzun yarısı yenmiş. Resimde “Her yemekten sonra yazmakta”.  Her öğünü Orbit’le eğlenceli bir hale getirebileceklerini bu yöntemle sunuyorlar.

In a phenomena where art and advertising are used in the same sentence, it is not possible for us not to show an example from Andy Warhol. Painter, producer and publisher Warhol is one of the pioneers of pop art creating iconic products. He both created a different vision in advertising and left works that can be effective in the advertising industry even today. The Orbit chewing gum brand has created a striking board by combining two unforgettable works of Warhol. There are four bananas in the picture, but the fourth banana is half eaten. The slogan says: “After any meal.”  They offer this method that they can make every meal fun with Orbit.

Sanat her an karşımıza çıkabiliyor. Bazen hiç beklemediğimiz bir anda bir reklamda… I LOVE NEWYORK logosunun tasarımcısı Milton Glaser’in dediği gibi “Tasarım bir fikri anlatmak için görmek ve anlamak arasındaki köprüdür. Kimi zaman sanat da  bu görevi üstlenir”.

Art can appear at any moment. Sometimes it can appear in an advertisement at an unexpected moment. As Milton Glaser, the designer of the I LOVE NEWYORK logo, one of the pieces of popular culture, says, “Design is the bridge between seeing and understanding to express an idea. Sometimes art also takes on this task”.

Editör: Şule Dilara Kipel

Grafiker:Saray Edanur Erdoğan

Çevirmen:İrem Mirza

Kaynakça

Studios, Graf. Usta Grafik Sanatçılarının i̇lham Niteliğinde Prensipleri. www.grafstudios.com.tr/tr/blog-7-usta-grafik-sanatcilarinin-ilham-niteliginde-prensipleri.

“Art in Advertising – PMG – Digital Agency.” PMG, 10 Sept. 2018, www.pmg.com/blog/art-in-advertising/.

“Advertising Inspired by Famous Painters.” Designer Daily: Graphic and Web Design Blog, 25 Mar. 2012, www.designer-daily.com/advertising-inspired-by-famous-painters-19619.

“Logoyu Büyütenler (Reklamcı Belgeseli).” YouTube, 27 Oct. 2015, youtu.be/GAGpEgdJgI4.

“Penrose Stairs.” The Illusions Index, www.illusionsindex.org/i/penrose-stairs.

“Egg of Columbus.” Wikipedia, Wikimedia Foundation, 23 Mar. 2021, en.wikipedia.org/wiki/Egg_of_Columbus.