Güneşin sıcaklığı yüzüme vururken göz kapaklarımı aralıyorum yavaş yavaş. Bir trendeyim. Yolculuk ne kadar sürecek bilmiyorum. Gerçi hayatımı nasıl yaşayacağıma göre değişir bu. Bir gün diyelim mesela. Sadece bir gün yaşasaydım, nasıl geçirirdim o günü? Kimler olurdu yanımda? Küçükken kelebeklerin ömrünün bir gün olduğunu duyunca çok üzülmüştüm. Yazık, hiçbir şey yaşayamadan ölüyorlar demiştim. Şimdi düşünüyorum da belki de o günü o kadar güzel geçiriyorlardır ki rengârenk çiçeklerin arasından süzülerek ve anın tadını çıkararak günün sonunda ne kadar yaşadıklarının bir anlamı kalmıyordur. Aslında hayat kelimesini yanlış tanımlıyoruz. Belki de hayat, doğumdan ölüme değin geçen süre değil de bu süreyi nasıl geçirdiğimizdir. Hayallerimizin peşinden koşmak, sevmek ve sevilmek, yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak, düştüğümüzde kalkmayı öğrenmek, sevdiklerimize sarılmak, yaşanan her andan keyif almaktır. Kısaca hayat hem gücümüzü  emip bitiren hem de temel gücümüzü sağlayan savaşlarımızdır. Yollar bazen bir yere çıkmayan, bazen de denizlere açılan kapılardır. Her yol başka bir yolu getirir yanında ve uzadıkça uzar bu yol ta ki… Bazen öylece geçiyoruz o yollardan, her şeyden habersiz. Yolların karşımıza ne çıkaracağını bilmiyoruz. Zaten hayatı anlamlı kılan da bu değil midir? Yollarda yürüyen insanlar var. Bazıları yabancı, geçip gidiyorlar yanımızdan ve biz yüzlerine bile bakmıyoruz. Bazıları ise bizimle yürüyor, hikâyemize dâhil oluyorlar. Bazen gideceğimiz yere varmak için geçiyoruz o yollardan, bazen de yollar belirliyor nereye gideceğimizi. Attığımız her adım geride kalıyor ve biz yürümeye devam ediyoruz. Yaşanan hiçbir şey sonuna kadar sürmüyor. İşte bu yüzden yaşanması gereken her şey biteceği bilinse bile dolu dolu yaşanmalı ve geride bir iz bırakılmalı. İnsanlar geçip giderken o yollardan gün bitiyor ve günün sonunda haklı ya da haksız çıkmıyor ortaya. Yollar yaşanmış anılarla sessizleşiyor ve yeni anılarla süslenmek için bekliyorlar sadece. Hayatımızın yöneticileri: Kurallar ve planlar. Çok düşünüyoruz bazen, her şeyi en ufak detayına kadar planlıyoruz. Korkuyoruz belki ya da canımızın bir kez daha yanmasını istemiyoruz. Planlarımızın dışına çıkarsak her şey mahvolacak diye düşünüyoruz. Peki ya bazen çok önemsiz gibi görünen ya da bir anda karşımıza çıkan şey, hayatın bize sunduğu fırsatlardan biriyse ve sırf bir şeyi planladık diye bu fırsatı elimizle itiyorsak?.. Bilemeyiz. Bu yüzden risk almak tehlikelidir ama sonu kötü sonuçlansa da yapılan bir şeyden pişman olmak, yapılmayan bir şeyden pişman olmaktan daha iyidir. Kurallar ise planların bir parçasıdır aslında. Hayatımızın bir türlü kıramadığımız zincirleri… Ah bir kez olsun kırabilsem şu kuralları! O zaman çok şey değişecek, biliyorum. Ben de herkes gibi korkuyorum, tedbirli davranıyorum.  

Şimdilik kompartımanımın camından dışarıyı seyrediyorum. Çok güzel yerlerden geçiyoruz. Ara sıra istasyonlarda iniyorum ama bulunduğum yerden çok uzaklaşamıyorum. Etrafıma örülen duvarlar izin vermiyor uzaklaşmama. Bazı sabahlar uyanmak istemiyorum. Sorumluluklarım işkence gibi geliyor. Her geçen gün planlar ve kuralların altında daha çok eziliyorum. Duvarların arasında nefesim daralırken bir sürü soru geziniyor kafamda. Sorularıma cevap bulamıyorum. Günler, aylar, yıllar geçiyor. Sonra bir şey fark ediyorum: Asıl kaybettiğim şey, hayatın bana sunduğu fırsatlar değil de gözümün önünde akıp giden zamanmış. 

Ani bir duruyor tren, irkiliyorum. Yeni bir istasyona gelmişiz. İniyorum trenden ve istasyonun çevresinde dolaşmaya başlıyorum. Bu sabah güneş her zaman olduğundan daha parlak. Neredeyiz bilmiyorum ama çok güzel bir yere benziyor. Biraz sonra tren kalkış anonsu yapıyor. Gözüm istasyon saatine takılıyor o sırada. Ben olduğum yerde öylece dururken zaman akmaya devam ediyor. Fark ediyorum. Dışarıya koşuyorum bu kez. Rüzgâr bana engel olmak istiyor ama artık korkmuyorum. Harekete geçmenin her duvarı yıkabileceğini, acılarımdan öğrendim ben. Belki bugün hayattaki tek günüm değil, belki de öyle ama bildiğim bir şey varsa o da bir tane hayatımın olduğu. Bu yüzden hayatımı tek bir günüm varmış gibi yaşayacağım ki gerçekten tek bir günüm kaldığında o anki bana hayatı dolu dolu yaşadığımı söyleyebileyim.