The Interview with Cihan Engin

Fotoğraf 1: Cihan Engin – Digital Artist and Illustrator – Tr.linkedin.com. https://tr.linkedin.com/in/cihan-engin-8abb3a64.

Cihan Engin kimdir?

Who is Cihan Engin?

Ben Cihan Engin, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunuyum. 2003 yılında eğitimime başladım ve 2007 yılında da mezun oldum. Daha sonra kendi atölyemi açtım ve yıllarca yağlıboya, suluboya, karakalem gibi geleneksel sanatlarla çalıştım. Bir süre sonra da dijital resmi keşfettim ve tüm kariyerimi de buna göre şekillendirdim. On bir yıldır dijital resimle uğraşıyorum ve halen devam ediyorum.

I am Cihan Engin, and I graduated from Hacettepe University Fine Arts Department. I started my education in 2003 and graduated in 2007. Later, I opened up my own atelier and worked with oil paint, watercolors, charcoal pencil, and traditional art for years. After a while, I discovered digital painting, and I reshaped my career according to this. I have been and still am working on digital painting for 11 years.

Döneminizdeki ebeveynlerin düşünce yapısını da dikkate alarak baktığımızda sanat eğitimi alma fikriniz nasıl oluştu ve nasıl karşılandı?

When we look at the mentality of the parents in your period, how did you come up with the idea of ​​getting an art education, and how was it received?

Çocukluk yıllarımda hep resim yapıyordum. Aslında bu ilgim anaokulundaki hamur dersimde başlamıştı, hamurdan yılan yapmıştım. O zamanki öğretmenim çok beğenmiş ve takdirle karşılanmıştım. Küçük bir defterim vardı ve benim zamanımda ‘’Hayalet Avcıları’’ vardı onları çiziyordum. Daha sonra müziğe de ilgim başlamıştı. Müziğe kendi kendime yöneldim, hep devlet okullarında okudum ve aile faktörüne bakacak olursam babam çok iyi resim çizen bir insandı ve memurdu, vefat etti ama çok resim çizerdi. Annem ve dayım da resim çizerdi. Bu yüzden bizim ailemizde resim çizmek çok özel bir durum değildi ancak babam benim her zaman diş hekimi olmamı istemişti. Bana ‘’ressamlar aç ölür oğlum.’’ dediğini hatırlıyorum. Hep sanat tarihinde böyle durumları bildiği için bahsediyordu ve pek de istememişti ancak annem bana çok destek oldu. Müzik ve resme ise kendi kendime devam ettim. Açık konuşmak gerekirse sınava hazırlanmak için bir dershaneye gönderilmiştim ama sürekli resim çizdiğim ve müzikle uğraştığım için oradaki öğretmenlerim annemlere ‘’Bu çocuğu buradan alın ve güzel sanatlara verin’’ dedi. Ben tabii o zamanlar Güzel Sanatların üniversitede okunulduğunu bilmiyorum ama babamın haberi olmadan araştırdıktan sonra, annemin sayesinde, kursa gittim. Hayatım boyunca hep bir ressam olmayı çok istedim. Ailem aslında modern insanlar olmasına rağmen annem dışında bana kimse destek olmadı. Ben başarmayı çok istedim, kendi yolumdan gittim ve hayalim olan Hacettepe Üniversitesi’ni kazandığımda babama söyledik ve babam mutlu olmuştu. Ben bu mesleği çok büyük bir aşk ve tutkuyla istedim. Hiçbir zaman bu meslekten para kazanmayı düşünmedim. Zaten sanat işlerinde de böyle düşünülmez. Böyle bir şey düşünülüyorsa da bu işe sanat olarak başlanmaz. İstemek kesinlikle çok önemli bir şey. Gönül isterdi ki daha erken başlasaydım ama şartlar beni liseden sonra bu eğitimi almama yönlendirdi.

I was always painting in my childhood. Actually, my interest started in play dough class in kindergarten, and I made a snake. My then teacher loved it so much, and I received lots of admiration. I had a small notebook, there was “Ghostbusters” in my time, and I made drawings of them. Afterward, I developed an interest in music too. I turned to music on my own, I always studied in government schools, and when I look at the family factor, my dad was an officer, and he used to draw very well, he passed away, but he drew very well. My mom and uncle also used to draw. Therefore, drawing was not a specialty in my family, but my dad always wanted me to be a dentist. I remember him telling me, “artists die starving, son”. He knew that in history, it all happened that way, and he was not very willing, however, my mother always supported me. I continued music and painting on my own. To be honest, I was sent to a private school to study for the university exams, but my teachers told my parents to “take him here and send him to a fine arts school”. Of course, I did not know that Fine Arts could be studied in university, but after researching without telling my dad, with the support of my mother, I started taking private courses. I have always wanted to be a painter all my life. Even though I have a modern family, no one supported me except my mother. I wanted to succeed, I followed my path, and when we told my father that I won my dream university Hacettepe, he was happy for me too. I wanted this job with passion and enthusiasm. I never thought of making money from this job. Art is not a field to think like that anyway. If that is what you think, you cannot call it art. I would love to start it earlier, but the conditions directed me to have this education after high school.

İllüstrasyon ve dijital resmi fikirleri tasvir etmek için en uygun yol olarak kendinize nasıl benimsediniz ve bu sanata geleneksel tarzdaki sanatlardan geçişiniz nasıl oldu?

How did you adopt illustration and digital painting as a way to express ideas, and how was the transition from traditional art to them?

Benim okuldayken en çok zevk aldığım şeyler: Yağlıboya, karakalem, suluboya ve geleneksel sanat türevlerini yapmaktı. Bilkent Üniversitesi’nde 2004 yılında bir karma sergi olarak gerçekleştirilen ‘’Bilkent Büyülü Nesne Sergisi’’ne davet edilmiştim, beş resimle birlikte katılmıştım. Bundan tam on beş yıl önceden bahsettiğim için internet ve teknoloji var ama bu seviyede değil, Youtube da var ama bu kadar gelişmiş değil. O zamanlar ben atölyede geleneksel sanatla devam ettim. Öğrencilerime de ders niteliğinde ‘’güzel sanatlara hazırlık’’ şeklinde dersler veriyordum. Daha sonraları internette Spiderman’ın dijital resmini yapmış Nico Di Mattia adlı bir sanatçıyı keşfettim. Ben çok beğenmiştim ve hızlandırılmış boyamayı iyi yapıyordu ve ‘’Bu ne acaba?’’ dedim, üstelik bir bilgi de yazmıyordu. Sonra dijital resmi araştırma serüvenim başlamış oldu. Mattia’nın dijital resmi ‘’Photoshop’’ ile yaptığı bilgisine ulaştım. Biraz daha detaylı araştırdığımda bu kişinin tablet kullandığını ve Amerika’da yaşadığını öğrendim. Türkiye’de o zamanlar tablet yoktu. Ben de mouse ile yapmaya başladım, hatta 2008 yılında yaptığım Spiderman çalışmam Youtube’da da var. Açık konuşmak gerekirse bir programı keşfetmek daha çok ilgimi çekti, hangi programla yapıldığını keşfettim, daha sonra o programla kendim denemeler yaptım. Karakalem yapmaya devam ederken İvan Ayvazovski’nin resimlerini taklit etmeye başladım. Zaten güzel sanatlarda en önemli şey: taklit etmektir. Her zaman önce taklit edilir: nasıl yapıldığına bakılır, natürmort nasıl çizilir, insan nasıl çizilebilir gibi. Bir şeye bakarak aynısını yapabilmek çok önemli ve onu elde edebilmek ise çalışarak, pratik yaparak mümkün oluyor. Ayvazovki’nin resimlerini dijital olarak mouse ile taklit etmeye başladım ve sonuçlarına baktığımda dijital olarak yaptığım yağlı boyalar daha da hoşuma gitmişti. Ben ona sanki daha yatkın olduğumu hissettim diyebilirim. Bir süre sonra temel bir tablet aldım. Kendimi daha iyi ifade ettim sanırım tablet aracılığıyla ya da daha iyi kullandığımı düşündüm ve programların üzerine gittikçe yeni programları keşfettim. O programlarla bildiğim bütün resim tekniklerini birleştirdim. Bunun üzerinden bir kariyer yapmaya başladım. İlk önce tabii ki de portfolyo yaptım kendime. Bütün Marvel karakterlerini, DC Comics karakterlini kendi çapımda çizmeye başladım. Bundaki üretim hızı ve büyüklüğü, beni kâğıdın içinden çıkartıp istediğim büyüklüklerde yapabilmeye, istediğim kadar geriye gidip, istediğim kadar kusursuz olarak düzeltebilmemi sağlayınca beni bu işe daha çok teşvik etti ve bir oyun şirketi olan CYBERPARK’ta 5,5 yıl çalıştım. Orada iyice kendimi geliştirdim. Özellikle bir program seçip onun üzerinde birkaç ay çalışmak bana çok şey kattı.

The things that I enjoyed the most when I was in school were: oil paint, charcoal, watercolor, and derivatives of traditional art. I got invited to Bilkent University’s mixed exhibition in 2004 called “Bilkent Magical Object Exhibition”, I participated with five of my paintings. Since I am talking about fifteen years ago, the internet and technology were not as developed as today, YouTube existed, but it was also not the same as well. Back then, I continued with traditional art in my atelier. I gave “fine art preparation” classes to my students. Later I discovered an artist called Nico Di Mattia, who made a digital painting of Spiderman on the internet. I really liked it, he was doing a good job with the accelerated painting, I said, “What is this?”, there was no information anywhere. That is how my journey of digital painting started. I learned that Mattia did that digital painting with “Photoshop”. After a detailed search, I discovered that he used a tablet and lived in America. There was no graphic tablet in Turkey at that time. So I started doing it with a mouse, I even have that spiderman work from 2008 on the internet. To be clear, I was more interested in exploring the software, I looked at the software he was using, and then I made some trials on my own. Continuing charcoal, I tried to imitate Ivan Ayvazovski’s paintings. I think the most important thing in fine arts is: imitating. You always imitate first: look how it is done, how to draw nature mort, how to draw a human, etc. It is very important to create the same thing by looking at it, and it is only possible with practice and working. I started imitating Ayvazovski’s works digitally with a mouse, after looking at the results, I liked the digital ones more than oil paintings. I can say that I felt closer to that technique. After some time, I bought myself a basic tablet. I thought I expressed myself better or used it better and learned different software. I started making myself a career with it. Of course, first, I make myself a portfolio. I tried drawing all Marvel and DC Comics characters. The size and the pace of production enabled me to leave the paper and work on any size, undo as much as I wanted, and correct anything perfectly, thus, it encouraged me more, and I worked at a gaming company CYPERPARK for 5,5 years. I improved myself there. Especially choosing a particular software and working on it had a significant contribution.

Mouse ile başladığınızdan bahsettiniz ama bugün değişen malzemelerle birlikte tabletsiz bir grafiker düşünebilir miyiz?

You said you started with a mouse, but considering today’s developing tools, can we think of a graphic designer without a tablet?

Aslında olmaz diye bir şey yoktur ama bizim uğraşımız benim zamanımdaki gibi değil, şu an her şeye erişim var.  Bir tablet ne kadar pahalı olursa olsun, tabii ki de fonksiyonel olanlardan bahsetmiyorum, önemli olan marifet tablette değil kişidedir. Benim dönemimde tablet yoktu ve hiç bilmediğim bir kulvara giriyordum. Öncesinde araştırma yaparak üzerinde çalıştım. İyi yapabildiğimde; kendime o zaman ‘’tablet almalıyım’’ demiştim. Yıllarca yağlı boya, karakalem yapmama rağmen dijital resim aynı türevlere benziyor ancak çok benzese de öğrenmek ve pratik yapmak için ayrı bir zaman gerekiyor.

Actually, nothing is impossible, but this job is not like what it was in my time, we have access to everything now. It does not matter how expensive the tablet is, of course, I am not talking about the functional ones, the person is the key, not the tablet. There were no tablets in my time, so I entered a lane I didn’t know. First, I work on it by research. After being good at it; then I told myself, “I should get myself a tablet.”. Even though I work on oil painting and charcoal and digital painting is very similar, learning and practice require time.

Eğitim yıllarınıza geri dönseniz değiştirmek istediğiniz veya hayatınızı şekillendiren nelere dikkat ederdiniz?

If you can turn back to your years of education, what would you change or what life-changing thing would you be careful about?

Açık konuşmak gerekirse resim bölümünü okumaktan o kadar memnundum ki vermiş olduğum en iyi tercihlerden biri diyebilirim. Çünkü ben zaten ressam olmak istiyordum ve resim bölümünde okumak sürekli canlı modelden desen çizme olanağı tanıyordu. Eğitim yıllarımda aldığım temel sanat eğitimi ve renk eğitimi çok önemliydi. Ben şu anki renk bilgimi sürekli yağlı boya ve natürmort yapmama borçluyum. Ben de bunu kendi kendime öğrenmek istedim, zorunda kalmadım. Biz zaten internet çağındayız yani normal şartlarda bilgi edinememek imkânsız bir şey. Özetle resim bölümünde okumam benim için bir avantaj oldu. Çünkü natürmort ve yağlıboya ve renk temellerini temel sanat eğitimimde okulda aldım. Zaten çok istekli bir öğrenciydim, iyi bir derece ile mezun oldum. Bunları bilmeseydim şu an nasıl renk eğitimimi elde edecektim bilmiyorum ama kesinlikle bu alanda ilerleyebilmem için benim zamanımı kısalttı diyebilirim.

To be clear, I am so satisfied to study fine arts that I can say that this was one of the best decisions of my life. Because I always wanted to be an artist studying painting allowed me to draw live models. The basic design and color education were very important. I owe my knowledge of color to oil painting and nature mort painting. I wanted to learn by myself, I did not have to. We are already in the internet era, so it is impossible not to access information. Briefly, it was an advantage for me to study painting because I gained fundamental knowledge of nature morte drawing, oil painting, and color in university. I was an enthusiastic student, and I graduated with a reasonable degree. I don’t know how I would get a color education if I did not know them, but I definitely can say that it speeded up the process for me to make progress.

Sanat tarihinde unutulmayan ressamlardan Claude Monet: Sadece gördüğüm şeyi çizebilirim, diyor. Sizin ise düşündüklerinizi çizdiğinizi biliyoruz. Soyut resme bakışınızdan söz edebilir misiniz?

Unforgettable artist in art history Claude Monet said: “I can only draw what I see.” We know that you draw what you think. Can you talk about your perspective on abstract painting?

Soyut resim bence muhteşem bir şey çünkü çok ileri düzey bir sanat. Benim çok sevdiğim sanatçılardan birisi Jackson Pollock, inanılmaz işleri vardır. Kendisi modern sanatın öncülerindendir. Soyut resmi yapabilenlerin plastik değerlere çok hâkim olması gerekir. Figürde, anatomide, diğer bütün değerlere; resim içindeki dokulara, renklere çok hâkim olununca bu işe geçilebilir. Picasso’nun 14 yaşındaki resimlerine mutlaka bakmalısınız. Kübizm Akımıyla Modern Sanat’ın öncülerinden olduğu için özellikle o yaşlarında ne kadar iyi olduğunu söylemek mümkün. Soyut resim yapmak için desen ve anatomi bilgilerine hâkim olunması gerekir çünkü gerçek anlamdaki soyut resimler, her koyulan rengin hesabını verecek kadar iyi derecede sanat yapmaktır.  Soyut resim çok farklı bir olaydır ve ben şu anda yapmak istemiyorum.

Abstract painting is fascinating because it is an advanced-level art. Jackson Pollock, the artist whom I really like, has incredible works. He is one of the pioneers of modern art. People who can make abstract paintings should be knowledgeable about plastic values. Figures, anatomy, and any other values, textures in the painting, colors should be mastered to start doing it. You should look at Picasso’s paintings when he was 14. Since he is one of the pioneers of cubism and modern art, it is possible to say how successful he was at that age. To make an abstract painting, texture and anatomy should be mastered because actual abstract painting means being an excellent painter to the degree that can explain every color put on the painting. Abstract painting is a very different subject, and I am not interested in that now.

Çalışmalarınızda Ulu önderimiz Atatürk’ü ve Türk mitolojisi motiflerini sıklıkla görüyoruz. Bu konuda Türkiye’nin bir temsilcisi olmak zor oldu mu? Seyit Onbaşı’nı bilmeyen bir yabancı için epikleştirilmiş tasarımlarınız engellerle karşılaştı mı ve diğer çalışmalarınıza kıyasla popülaritesi daha düşük oldu mu?

We see motifs of great leader Atatürk and Turkish mythology in your works. Is it hard to be the representative of this in Turkey? Did your epic work for a stranger who does not know Seyit Onbaşı encounter any hardships, and was the popularity lower compared to your other works?

Evet, tabii ki de oldu. Hatta çok fazla eleştiri de aldım ‘’Neden Batı’daki gibi yapıyorsun?’’ diyenler de oldu. Sanat bence evrenseldir. Batısı veya doğusu yoktur. Nerede kaynağı çok iyiyse ona bakılıp yapılması ilerlemek için çok güzel olabilir. Ben resimde her şeyi açık ve net olarak göstermeyi seven birisiyim. Kimseyi benim düşüncelerime boğmak istemem. Ben farklı bir ülkede yaşasaydım belki çok farklı bir resim dilim olabilirdi. Atatürk’ün Güzel Sanatlar’a verdiği önemle gelişmeye başlayan sanatımızda daha öncesinde kendi değerlerimiz sanatta işlenmemiş. Eğer öncesinde sanatta bu konulara yer verilseydi, biz bugün bunun çok güzel örneklerini müzelerde görecektik hatta harika örneklerini diğer ülkelerdeki müzelerde de görmek mümkün olacaktı. O zaman bunları benim yapmama gerek yok, bunu zaten mükemmel şekilde yapmışlar, diyebilecektim. Ne yazık ki çok yetenekli muhteşem sanatçılar olmasına rağmen yapmamışlar. Bu durumdan çok üzgün olmama rağmen önce bir şeyler göstermek lazım olduğunu düşünüyorum. Tabii ki ben de sadece denedim, çok daha iyileri yapılacaktır ve yapılmalıdır da. Tarihimizde muhteşem olaylar var. Bunlar çok daha mükemmel şekilde işlenebilir. Ben sadece bunun için naçizane bir deneme yapmak ve aynı zamanda Batıya da göstermek istedim.

İnsanlar haklı olarak hemen hayat gayesini düşünüyor; hemen okuldan mezun olayım ve işe gireyim. İşe girdiklerinde akşam saat 8’e kadar çalışıyorlar ve 8’den sonra veya hafta sonu çalışmaya devam etmiyorlar, dinleniyorlar. İşte bu şekilde olduğunda bir şey üretilemiyor. O zaman sadece yöneticilere çalışıyor oluyorlar. Peki gerçekte siz neredesiniz ve tam olarak ne yapıyorsunuz? İşte burası çok önemli bir çizgi. Bu çizgiyi ayırt etmek lazım bence. Mutlaka kendi içinde resim yapmak gerekli ve internet çağında kültürümüzün tarihi internette var, bulunabilir.

Of course, it was. I even got lots of criticism, and people asked, “Why do you do it like West?”. I think art is universal. There is no west or east. I think it would be better to look at the good sources to improve. I am a person who likes to show everything clearly in a painting. I do not want to drown anybody in my thoughts. I might have a different painting language if I lived in a different country. Our values were not handled in our art, which started improving after Atatürk’s attention to fine arts. If these subjects were handled our art beforehand, we would see good examples in our museums and even better ones in foreign countries’ museums. Then, I might say that there is no need for me to do it, it has been done perfectly already. Unfortunately, it has not been done even though there have been highly talented artists. Despite that, I am deeply sorry, I think I should show things first. Of course, I only tried, there will and should be better examples. There are great stories in our history. They could be covered more perfectly. I just humbly wanted to give it a try and show it to the West.

People, justifiably, directly think of a life goal; I should just be graduated and find a job. After finding a job, they work until 8, and after 8 or on weekends, they do not work, they rest. When this happens, nothing is produced. This way, they only work for their managers. Well, where are you really, and what do you do exactly? This is a very significant line. I think it is important to differentiate it. Definitely, it is essential to paint, and in this era, the history of our culture can be found on the internet.

Dijital sanatınızda kıyamet serisi olan çalışmalarınızın olduğunu biliyoruz. Bu konsepte nasıl başladınız ve pandemi dönemi bu konseptinizi genişletti mi?

We know that you have an apocalypse series in your digital artworks. How did you start this concept, and did the pandemic widen your concept?

Hayır, ben bu konsepte 2012-2013 yıllarında başladım. Zaten benim en büyük hayallerimden bir tanesi de çocukken sinemaya gittiğimde filmlerde gördüğümüz uzaylı istilası, dünyanın sonu ve kıyamet gibi olayların nasıl olacağını görmekti ve çok da merak ederdim. Çocukken çıkardım gökyüzüne bakardım, kırmızı bir gökyüzü gördüğümde ‘’Acaba uzaylılar geliyor mu?’’ diye düşünürdüm. Hala da bu konseptle uğraşmayı çok severim. Zaten çalışmalarımda da ilgileniyorum ve baktığımda bu çalışmayı hiç yapan yoktu, yapmamışlardı. Deneyelim bakalım ‘’Ben yapabiliyor muyum?’’ diye düşündüm. Atakule’nin ufolar tarafından uzaylı istilasına uğradığı bir sahne yaptım. İlk o resmi yaptığımda internete koydum ve güzel bir reaksiyon aldı ve serisini yapma fikri oluştu. Yedi tane Ankara için bir seri yaptım, ‘’Su altında Ankara’’ adlı bir çalışma gibi. Gitgide güzel tepkiler aldıkça bana şevk verdi. Sanatla uğraşan insanlar için en büyük şey para değildir, başkalarının bunu beğenmesi, güzel olduğunu veya ilginç bulduğunu söylemesidir. Bu sanatçılar için güzel bir motivasyon kaynağıdır çünkü ortaya bir çalışma çıkardığınızda kötü veya iyi tepkiler geliyorsa doğru yolda olduğunuzun göstergesidir. Bu şekilde devam ettim ve İstanbul için yapmaya başladım. Tabii ki o zaman pandemi yoktu. Ama ben Hollywood filmlerinin etkisinde kaldığım ve bilim kurguyu çok sevdiğim için çevremizin de çalışmalarımdaki gibi olabileceği şeklini göstermek istedim. Amacım tamamen içimden gelen isteklerimdi.

No, I have started this concept in 2012-2013. As a child, I always wondered if one of my biggest dreams was to see an alien invasion, the end of the world, or an apocalypse that we see in movies. I used to look at the sky when I was a child. When I see a red sky, I always think, “Are the aliens coming?”. I still like working on this concept. I still am interested in it, and there was no one working on it, it wasn’t done before. I thought, “Can I make it?”. I made a scene of Atakule invaded by aliens with UFOs. When I completed that painting, I uploaded it on the internet and got great reactions, and I wanted to make a series of it. I made seven paintings for Ankara, like an “Ankara Underwater” series. Great comments encouraged me more. Not the money, but to be liked by others and hearing that they found it beautiful or interesting is the most important thing for artists. This is the source of motivation because getting good or bad reviews tells you that you are on the right path when you create work. I continued like that and made one for İstanbul. Of course, there was no pandemic. However, because I was interested in science fiction because Hollywood movies influenced me, I wanted to show that our environment can be like that. 

Çalışmalarınızda özellikle de Cyberpunk ve Vincent Van Gogh konseptleri de var ve özellikle Barış Manço’nun Van Gogh tarzında yorumlanması çok ilgimi çekmişti. Bu konseptlerinize ilham kaynağı ne oldu?

There are especially Cyberpunk and Vincent Van Gogh concepts in your works, and especially Barış Manço’s Van Gogh interpretation took my attention. What was your inspiration for that concept?

Herkes gibi ben de Van Gogh’u çok beğenirim. Yaptığı resimler harikadır ve kullandığı teknikle birlikte Post Empresyonizm’in en efsane ressamlarındandır. Aynı zamanda da muhteşem bir boya kullanma şekli vardır. İnternette ve kitaplarda gördüğüm kadarıyla tekniği, onun naifliği aslında. Işıkları kullanması, özellikle sarı ışığı, çok güzel kullanıyor. Bu fikir ise “Acaba ‘’Yıldızlı Gece’’ Ankara’da olsa nasıl olurdu?” sorusunu sormamla ortaya çıktı.  Öncelikle Van Gogh resimlerinin denemelerini yaptım, gökyüzünü çalıştım. Kendim Ankara’da bu tekniği denemek istedim. Buraya çok yakışacağını düşündüm ve ilk önce böyle başladım sonra bu yağlı boya tekniğini dijitalde çalıştım. Onun renk uyumu ve fırça darbelerini öncelikle Ankara’ya uyarlamaya çalıştım. Nasıl yapabileceğimi anladıktan sonra bir seri yapmaya karar verdim ve daha sonra Galata Kulesi’ne uyarladım. Bir süre sonra ‘’Bu stili portrede deneyebilir miyim acaba?’’ diye düşündüm. Barış Manço’yu çok severim, ben çocukken ‘’ BARIŞ MANÇO ile 7’den 77’ye’’adlı programı vardı, hep onu izlerdim ve şarkılarını çok beğenirdim. Kendisi bir filozoftur, Türk ozanıdır. Ben de bu stilin Barış Manço’ya yakışacağını düşündüm ve denemeye karar verdim. Biliyorsunuz ki bir şeye hakim olmayınca denemek lazım ve bu şekilde seriye başlamış oldum şu an sekiz tane Van Gogh stili çalışmam var.

Like everyone else, I admire Van Gogh. His works are excellent, and with his technique, he is one of the legendary artists of post-impressionism. At the same time, he has a magnificent way of using paint. As much as I saw from the internet and books, his technique is his naivety. The way he uses light, especially yellow light, is excellent. This idea is stemmed from thinking, “How would it be if “Starry Night” was in Ankara?” First, I experimented with Van Gogh’s paintings worked on the sky. I wanted to try that technique in Ankara. I thought it would fit there, I first started with it and tried that oil paint technique in digital. I first try to adapt his color harmony and brush strokes to Ankara. After figuring out how to do it, I decided to make a series, and then I adapted to Galata Tower. After that, I thought, “Can I try this style on a portrait?”. I like Barış Manço, there was a TV program called “7’den 77’ye”, I watched it and liked the songs a lot. He was a philosopher and a Turkish bard. I believed that this style would fit Barış Manço and decided to try. As you know, if you do not master something, you have to try. So I started this series, and now, I have eight Van Gogh-style works.

Dijital sanatla bilgi ve birikiminize dayanarak sağlıkta dijitalleşme üzerine çalışan, yapay zekâ ve artırılmış gerçeklik temelli start-up’ın öncüsü Dr. Yusuf Yeşil, sanat alanında ise kelimelerin bir araya gelmesiyle yapay zekaya çizimler yaptırabiliyor. Yapay zekanın bu çalışmalarında sanat değeri taşıdığından bahsetmek mümkün olur mu? Gelecekte yapay zekanın dijital sanatın yerine geçebilmesi mümkün müdür?

Dr. Yusuf Yeşil – who works on digitalization in health based on our digital art knowledge and is the pioneer of artificial intelligence and virtual reality-based start-up – can have the artificial intelligence made drawings using words brought together. Is it possible to talk about an art value in AI’s works? Is it possible for AI to replace digital art?

Tabii ki de. Zaten var olan bütün işler şu an tehlikeye girdi. Yurt dışında temizlik görevlileri yerine temizlik robotları yavaş yavaş popülerleşmeye başladı. Hatta birçok sektörün ciddi anlamda yapay zekadan etkileneceğini düşünüyorum. Sanatın da bir süre sonra tehlikede olabileceğinden bahsedebiliriz. Yapay zekaya sahip bir sistem yalnızca komut alarak değil de aynı bir insanın yapabildiği gibi özgür iradesiyle Turing testinden geçebilen bir robot, düşünebiliyorsa bu durum çok hızlı olacaktır. En büyük öngörülerden bir tanesi de Stephan Hawking’in dediği gibi insanların kıyametinin yapay zekâ tarafından kaynaklanacağı konusundaki söylentiler. İnternetteki sanatla alakalı bütün veriyi yükleyebilirlerse ve sanat, sanat tarihi veya her şey hakkında bilgisi olacaksa eğer bu durumun olabileceğini bence düşünüyorum.

Of course. Every job is under this threat anyway. Cleaning robots instead of cleaning staff are now popular abroad. I think lots of fields will be seriously affected by artificial intelligence. We can talk about how art will be under threat after a while. If a system with artificial intelligence, not only taking commands but passing the Turing test just like humans, is possible, it will happen fast. One of the biggest foresight is, like Stephan Hawking said, the rumors about the human apocalypse will be caused by artificial intelligence. If they can upload every information on art, art history or it will be knowledgeable about everything, I think it can be possible.

Müzikle ilgilendiğinizi de biliyoruz. Kurucusu ve gitaristi olduğunuz Ravenwoods’u yeniden görmemiz mümkün olur mu? Çalışırken hangi müzik türleri çalışmalarınıza ruh katmanıza yardımcı oluyor?

We know that you are also interested in music. Is it possible to see Ravenwoods, of which you were the founder and the guitarist? Which kind of music helps you bring the soul into your works?

Biz bu grubu lise 1 zamanımda 1997’de Ozan diye yakın arkadaşımla beraber kurduk. O zaman grubun ismi Ravenwoods da değildi Katheria’ydı. Tabii zamanla adını değiştirdik ve en büyük hayalimiz, dünya çapında bir grup olmaktı sonuçta black ve death metal kültürlerinin sentezi olan metal müzik grubuyuz. Ondan sonra 1999’da grubun ismi kurulduktan sonra ilk Rock Station’a ‘’Destruction’’ gelmişti onun altında da ben 18 yaşındayken ilk büyük konserim olmuştu. Orda ‘’Rock-Art’’ dergisi vardı ve o zaman onun ilgisini çekmiştik ve bize inanılmaz bir teşvik oldu ve yıllarca devam ettik. Şu an üç albümümüz var ve bir tane EP’miz mevcut. Şu an yeni albümümüzün yarısına geldik ama şimdiye kadar dünyanın birçok yerinde büyük festivallerde çaldık. Amorphis’le, Sodom’la, Holy Moses’la beraber çaldık ve Kuzey Sibirya’ya kadar gittik. Birçok konuyla ilgili olmak ve birçok konu üzerinde çalışmak çok güzel ancak genelde tek bir konuda uzmanlaşmak gerekir. Şimdi ben bütün hayatımı, kariyerimi artık resme verdim. Tabii ki de bir yerden sonra artık eskisi kadar uğraşamıyorum müzikle ve şimdi de şu an kaydın yarısına geldik ama yıllardır albümü tamamlayamıyoruz artık herkesin farklı ortamlarda işleri var ve bu bizim hobimizdi, bir tutkumuzdu. Yurt dışında çalmak, festivallere katılmak en büyük hayalimizdi. Bunu gerçekleştirdik şimdi de son albümün yarısına geldik ama bitiremiyoruz. Bir aksilik olmazsa yazın bitirmeyi umuyoruz. Müzikle de aynen resimle uğraştığım kadar eğer ki çok başarı istiyorsam uğraşmam lazım ancak şu an bunu yapamıyorum. Grup olarak dünya çapında birçok grup var fakat benim en çok sevdiğim: Dimmu Borgir, Emperor, Behemoth, Katatonia, Opeth. Bu gruplardan o zaman etkilenmiştik.  Bunları kendi müziğimizde yansıtmaya çalıştık. Bestelerin çoğunluğunu yıllardır ben yapıyordum ama son dört yıldır gitaristimiz var. Bu albüm için onunla işi paylaştık ve beraber yapmaya başladık. Ben evde fırsat buldukça kendim gitar çalmaya ve kendi parçalarımı yapmaya devam ediyorum. Resim yapmayı bıraktığımda müzikle uğraşıyorum diyebilirim. Eskiden çalışmalarımı metal müzik eşliğinde yapardım ama artık öyle yapmıyorum. Bu aralar okumadığım bir kitap varsa Youtube’tan sesli kitap olarak açıyorum ve bunun eşliğinde resim yapıyorum. Bu yöntem sayesinde hem okumadığım Dünya klasiklerinden dinliyorum hem de çalışmama devam ediyorum. Sanırım daha verimli benim için.

We started this music band in 1997 in the first grade of high school with my close friend Ozan. The name of the band was not Ravenwoods then, it was Katheria. Of course, we changed the name, and our biggest goal was to become a worldwide music band since we were a metal music band synthesizing black and death metal. After the naming, in 1999, “Destruction” came to the Rock Station, and under it, we gave our first big concert when I was 18. There was “Rock-Art” magazine, and we took their attention. It was a big encouragement for us, and we continued for years. We have three albums and an EP now. We are in the middle of our new album, but we played in big festivals worldwide. We played together with Amorphis, Sodom, and Holy Moses and went all the way to North Sicily. It is excellent to be interested in and work on numerous subjects, but it is generally necessary to focus on one thing. Now I devoted my whole life and career to music. Of course, after some point, I could not deal with music as often as I used to, we reached the middle of the album, but we could not finish it for years, everybody has different jobs, this a hobby and a passion for us. Playing abroad and joining festivals were our dreams. We made it happen now in the middle of our last album, but we cannot finish it. If nothing goes sideways, we plan to finish it by summer. If I want a lot of success, I should pay attention to music as much as I do to painting, but I cannot do that yet. Many bands worldwide, but my favorites are: Dimmu Borgir, Emperor, Behemoth, Katatonia, Opeth. We were affected by these groups by then. We tried to reflect it in our music. I used to do all the compositions myself, but we have a guitarist for four years now. We divided the work for this album and started working together. I continue playing guitar and making my own songs whenever I have time at home. I can say that I make music when I stop painting. I used to do my painting accompanied by metal music, but I do not do that anymore. Nowadays, I find a book that I have not read yet and open it on YouTube as an audiobook and then paint. I listen to the world classics that I have not read and continue my work with this. I think this is more efficient for me.

Son yıllarda popülaritesi artan NFT platformunda da sizi görüyoruz. Bu platforma çalışmalarınızın hepsi yer almıyor. Bu çalışmaların yayınlanmasını neye göre belirlediniz ve yurt dışından mı yoksa Türkiye’den mi talep fazla oluyor?

We see you in the NFT platform with rising popularity recently. This platform does not include all of your works. How did you decide to publish these works, and does the demand come from Turkey or abroad?

Ben kendim denemiştim ama İstanbul’dan bir şirket benimle anlaştı NFT şeklinde yayınlayabileceklerinden bahsettiler. Ben kendim siteye koyduğumda resim, saniyeler sonra görünmez oluyordu ama daha sonra, bu böyle bir şey değil herhalde, diye düşündüm ve kendilerinin tanıdığı koleksiyonerler olan bu şirket benimle anlaşma yaptı çünkü resimler siteye konulduğunda geri dönüşü olmuyor. Hiç satış yapmamıştım ta ki iki hafta önceye kadar ve bir koleksiyoner aldı. Fakat bu iletişimi şirket sağlıyor. Zaten benim kullandığım ‘’Foundation App’’ adlı sitede, siteden bir davet gerekiyor, normal bir şekilde yayınlanamıyor. Altı resmim siteye konuldu ve şu an beş tane güncel olarak mevcut. Orada on milyon tane resim var ve her geçen gün sayısı artıyor. Soranlara ben bu platforma yeni başladığımı ve bilmediğimi söylüyorum ve şirket organize ettiği için anlaşmayla yapılabilir diye düşünüyorum. Daha sürdürülebilir bir dünya için dijital platformda satış yapmanın somut materyalleri düşündüğümüzde dünya için yararlı olduğunu da söylemek mümkün. Genelde alan kişiler yabancı oluyor ve bence insanlar NFT’yi deneyebilirler diye düşünüyorum.

I tried on my own, but a company in İstanbul made a contract with me and said they could publish them as NFT. When I put them on the website myself, the image vanished in seconds, but then I thought it should not be like this, this company with acquainted collectors made the contract with me because there is no way back after uploading them online. I had not made any sales until a collector bought them two weeks ago. However, this contact is made by the company. The app I use is called “Foundation App” and requires an invitation, and you cannot publish otherwise. Six of my paintings are put, and five are currently there. There are ten million images and still increasing. When people ask, I say that I am new and don’t know, and I think it is possible to do it since a company organizes it.

Son olarak dijital sanata başlamak isteyenlere ne önerirsiniz?

Lastly, what would you like to say to those who want to begin digital art?

Ben şunu her zaman diyorum: Dijital sanata başlamadan önce geleneksel sanatta kalemle, boyayla çalışmak gerekiyor, boyanın ellere bulaşması gerekiyor. Şimdi insanlar hemen bilgisayar alıp programı öğreneyim düşüncesinde. Tamam, olacak elbette. Ama önce kalem ve kâğıt çünkü gerçekten bakalım bu işi istiyor musun? Her insan çizim yapar ama resim olayında konsantre olmak önemli bir noktadır. Yılmadan devam etmek gerekir. Birden dijital resim için gerekli malzemeler alındığında bunun kıymeti olmaz. Mesela ben çocukken babam, memur adam, klasik gitarı çok zor almıştı. Orada benim uzaktan gördüğüm bir elektro gitar vardı. O kadar pahalıydı ki ben onu tam on yıl bekledim alabilmek için. Ancak o elektro gitarı, klasik gitarı çalabilince aldım çünkü çalabildiğimde hak etmiş oldum. Önce zevkle karakalem, suluboya deneyin; el, kağıtla uğraşsın. Gördüklerini çizsinler, uzaktan bir elma, kumaş, çiçek, göz, insan, bir burun hiç fark etmez. Mesela bir insanı önce parçalayarak çalışmak lazım. Birden çizmeye kalktığınızda zor olacaktır. Önce tek tek çalışmak gerekir. Bir süre sonra bakacaksınız ki tümünü çizebildiğinizi göreceksiniz. Bu tamamen disiplinli olmak, çalışmak demektir. Program için söylemek gerekirse hiç kimseye sormaya gerek yok. Ben bütün programların hepsini internette öğretim videolarıyla birlikte öğrendim. Bu videoların İngilizce, Türkçe ya da İtalyanca olmasının hiçbir önemi yok çünkü program aynı program. Mesela ben çoğu videoyu gerçekten şaşıracaksınız ama Hintlilerden öğreniyorum. Ben Hintçe bilmiyorum. Fakat programın arayüzü aynı, videoyu açıp yalnızca izliyorum. Yani artık kimsenin bahanesi yok, olmamalı. Bir şeyi nasıl öğreneceğim? Bir programın her şeyi var internette ama asıl soru siz gerçekten öğrenmek istiyor musunuz? Ben bu arada internete koyduğum çalışmalara programların isimlerini hep yazarım ama çok garip bir şeydir ki ‘’bu hangi program?’’ diye sürekli soruluyor. Burada okumak da önemli bir şey. Denemek, kurcalamak çok önemli. Çalışmak isteyen, çalışan, azmeden, çok pratik yapan her zaman bir sonuca ulaşır.  Bütün sistemim böyle, bütün arkadaşlara çalışmayı, istekli olmayı ve önlerinde böyle muhteşem internet varken cahil kalmamayı tavsiye ediyorum. Ben böyle öğrendim, hiç kimseye de ‘’Nasıl yapılıyor?’’ diye sormadım. Lütfen araştırın.

I always say this: Before starting digital art, it is a must to start with traditional art, work with paints, have paints smeared on fingers. Now people want to buy a computer and start right away. Okay, it happens. But before, try pen and paper, see if you really want this. Everybody draws, but concentration is a significant point in painting. You must continue without giving up. It does not have much value when you suddenly have everything for digital art. For example, when I was a child, my father, a public servant, struggled to buy me a classical guitar. There was an electric guitar I saw from far away. It was too expensive that I waited for ten years to buy it. But I bought that electric guitar after I learned the classical one because then I knew I deserved it. First, try charcoal and watercolor with pleasure; make your hand deal with paper. Draw what you see, an apple, fabric, flower, eye, human, nose, does not matter. For example, a human figure should be studied partly. It would be hard when you suddenly try the whole. You should study the parts. After a while, you will see that you can draw the whole. This means discipline and work. For the software, there is no need to ask anybody. I learned all the software from the tutorials on the internet. It does not matter if the video is in Turkish, English, or Italian because the software is the same. For example, this may surprise you, but I learn most of them from Indians. I don’t know Hindi. But the interfaces are the same, I only look at the video. So, there should not be any excuse for anyone. How will I learn something? Everything about the program is on the internet, the real question is, do you really want to learn? By the way, I always put the software name when I publish a work, but for some reason, I always asked, “Which software is this?”. So reading is also essential in this. To try and tamper is really important. A person who wants to work, works, tries, and practice always reach a result. My whole system is this, I advise everyone to work, be eager, and not to stay ignorant with all the internet. This is how I learned. I never asked, “How is this done?”. Please make research.

Sayın Cihan Engin’e röportajımızı kabul ettiği ve paylaştığı bilgiler için çok teşekkür ederim.

Sevgi ve saygılarımla,

Cihan Engin on Instagram: https://www.instagram.com/cihanengin/?hl=tr

Cihan Engin on Youtube

Yazar/ Author: Arda Sakaoğlu

Editör/ EditorGörkay Düzgün

Çevirmen/Translator: Simay Aybüke Larçin

Grafiker/Graphic Designer: İlayda Altıntaş