Urban Cells

Kentsel ada (urban block), bir kent bütününü oluşturan parçalar içinde mekânsal organizasyonu itibariyle çevresini ve kendisini tanımlayan; yapıların ve alanların mülkiyetiyle ve birbiriyle olan ilişkileriyle şekillenen yaşam alanıdır. Başlıkta yapılan analojiden yola çıkarak da aslında kullanımlarıyla, içerdiği çeşitlilikle, içerdiği yaşayan topluluklarıyla kentin özelliklerini barındıran ve kenti şekillendiren en küçük yapı topluluğu şeklinde de tanımlayabiliriz adaları. Kent dokusu ve morfolojisi; bir uyum içinde gelişen yapı tipolojileriyle başlayan ve bu tipolojilerin mülkiyet ve birbirleriyle ilişkileriyle gelişen durumlarla beraber oluşan kentsel adaların kendilerini ve kenti tanımlamalarıyla oluşmaktadırlar. Bunların sonucunda ise kentsel doku, kentin gelişme yönünü ve gelişim strüktürünü belirlemekte ve gelecekte muhtemel bir dönüşüm ve gelişim durumunda dokunun kendini nasıl üreteceği üzerine fikirler vermektedirler. Kentsel adalar sokak dokularıyla çevrelenir ve aslında sokakların yapılarıyla adalar arasında iki taraflı bir ilişki mevcuttur; yani birbirlerini şekillendirirler. Adaların alt parçalarındaki alanlar da yine mülkiyete göre parçalanır ve yapıların veya açık alanların şekilleneceği yeni bir alt düzen ve doku yaratılır. Bunun sonucunda da kentin dokusunu oluşturan açıklık-kapalılık (solid-void) ilişkileri meydana gelir.

An urban block is a city block that defines itself and its environment in terms of its spatial organization within the parts that make up the whole of a city. It is the living space shaped by the ownership of buildings and areas together with their relations with each other. Based on the analogy made in the title, we can define the islands as the smallest building group that embodies the characteristics of the city and shapes the city with its uses, diversity, and living communities. Urban texture and morphology are formed by the definition of themselves and the city by urban islands, which begin with building typologies that develop in harmony and develop with the ownership and relations of these typologies with each other. As a result of these, the urban texture determines the development direction and development structure of the city and gives ideas on how the tissue will produce itself in case of a possible transformation and development in the future. Urban islands are surrounded by street textures and there is actually a bilateral relationship between the structures of the streets and the islands; that is, they shape each other. The areas in the lower parts of the islands are also fragmented according to ownership and a new sub-order and texture is created in which structures or open spaces will take shape. As a result, the solid-void relations that form the texture of the city occur.

Kentsel ada örneklerinde geleneksel kentsel doku örneklerine bakıldığı zaman genellikle bir yol ağı üretimi ve buna bağlı mekânsal düzen kararları doğrultusunda oluşan yapı ilişkileriyle ortaya çıkan ve kullanım çeşitliliğine göre adaların da iç mekanlarındaki erişim ve kullanım durumu değişmektedir. Ancak modern ve geleneksel doku arasındaki ana fark geleneksel dokunun ortaya çıkan yol ağının ardından arta kalan bölünmüş alanların tanımlanarak birbirine uyumlanmaya çalışan ve bunu farklı değerleri gözeterek yapan yoğun ve sürekli yapılardan oluşan bir yapıda olmasıdır. Açık alanlarla olan ilişkinin zayıf olduğu bu doku türünden modern dokulara geçişte sokak dokusunun da kaybolmaması için cephe öğelerinin de önem kazanması, çekme mesafeleriyle yaratılan pozitif tanımlı alanların da işin içine katılması, kamusal ve özel alanların birbirinden ayrılması ve bunların birbirileri ardına gelmesinde yaratılan ara yüzlerin oluşumu tasarım süreçleri içerisinde gerçekleşmiştir. Geleneksel bir doku ve ada oluşumuna örnek Ankara’dan fazla uzaklaşmadan İstiklal Mahallesi ve Tarihi Ankara Kalesi Çevresi olarak gösterilebilir. Dünya’dan ise Floransa meydanları ve sokak dokularıyla güzel bir örnek olabilir. Diğer bir taraftan modern ve yenilikçi yaklaşımlarla gelişen ve belki de kentsel adaların da tasarlanması ve tasarımda parçanın bütüne hizmet etmesi gerekliliği prensibine dayanarak yapılan Barcelona’nın blokları ve hatta son zamanlarda süper-blokları, doku yaratımında önemli bir noktadadır. Barcelona örneğinde de sokakların ve ulaşım tasarımının ön planda olduğu görülse de ada tasarımı ve birbirini besleme yöntemiyle ada ve sokak tasarımlarının hatta yapıların strüktürel ve ilişkisel özelliklerinin de sokakları şekillendirdiği bir çift taraflı tasarım yöntemi sağlıklı bir ilerleme yöntemi oluşturmaktadır.

When we look at the traditional urban texture examples in urban islands, the access and usage status of the inner spaces of these islands changes according to the variety of use, which is usually revealed by the building relationships formed in line with the production of a road network and the spatial layout decisions related to it. However, the main difference between the modern and traditional texture is that the traditional texture consists of dense and continuous structures that try to harmonize with each other by defining the divided areas left after the emerging road network and do this by considering different values. In order not to lose the street texture in the transition from this type of texture, where the relationship with open spaces is weak, to modern textures, the importance of facade elements, the inclusion of positively defined areas created by drawing distances, the separation of public and private spaces from each other and the formation of interfaces created by their succession. occurred in the processes. An example of a traditional texture and island formation can be shown as Istiklal District and the Historical Ankara Castle Surroundings, without getting too far from Ankara. From the world, Florence can be a good example with its squares and street textures. On the other hand, the blocks of Barcelona, which developed with modern and innovative approaches and maybe built on the basis of the principle that urban islands should be designed and that the part should serve the whole in design, and even recently super-blocks, are at an important point in the creation of texture. Although streets and transportation design are seen to be at the forefront in the example of Barcelona, a double-sided design method in which island and street designs and even the structural and relational features of the buildings shape the streets with the island design and the method of feeding each other constitutes a healthy progress method.

Kentsel adaların iç tasarım düzenine baktığımızda adaların parsellerden ve bu parsellerin de yarattığı mülkiyet düzeninden oluştuğunu görmekteyiz. Bu doğrultuda belirlenen oturum alanı ve kat yüksekliği parametreleri ele alındığında parsellerin de tasarlanmasının ardından oluşturulacak yapı tipolojileri ve bu tipolojilerin birbirleriyle olan ilişkisi adaları oluşturacaktır. Bitişik nizam, ayrık nizam, mega strüktür, eklentili strüktür gibi ve daha fazla form ve tipoloji yaratma çalışmaları bu parsellerin düzenine ve parsellerin haricinde oluşacak özel – kamusal alan oluşumunun düşünülmesine göre farklılık gösterip, hedefe ve amaca uygun yaşam birimleri yaratmaya gidecektir. Bu noktada Türkiye’de genelde mülkiyet dolayısıyla dikkate alınmayan veya alınması zor olan ada içi ortak alan yaratımı, yaşam kalitesinin ve komünite oluşumunun önemli bir parametresidir. Bunun oluşumu için gerekli olan durum ise mülkiyet sahiplerinin ortaklaşa bir düşünceyle parsellerinden belli bir kesintiyi kabul ederek 9-10 yapının ortaklaşa kullanabileceği bir yarı-kamusal alan yaratılması şeklinde olacaktır.

When we look at the interior design order of the urban islands, we see that the islands consist of parcels and the property order created by these parcels. Considering the sitting area and floor height parameters determined in this direction, the building typologies to be created after the parcels are designed and the relationship of these typologies with each other will form the islands. Efforts to create more forms and typologies such as adjacent order, separate order, mega structure, attached structure will differ according to the layout of these parcels and the formation of private – public space to be formed outside the parcels, and will go to create living units suitable for the target and purpose. At this point, the creation of common areas within the island, which is generally not taken into account or is difficult to take into account due to ownership in Turkey, is an important parameter of the quality of life and community formation. The necessary situation for the formation of this will be in the form of creating a semi-public area that can be used jointly by 9-10 buildings by accepting a certain deduction from the parcels with a common idea of the property owners.

Kentsel adalar konusunda bir diğer önemli konu olan kamusallıktan özel alanlara geçişin sağlanması ve bunun yapı ölçeğinden ada ölçeğine kadar dikkate alınarak tasarlanması konusudur. Sokakların kamusallığından yapılara geçişte, yapılardan yaşam birimlerine hatta belki de yaşam birimlerinden de adalar içindeki alanlardaki ritim ve geçişlerde yaratılacak kamusallık – özellik alansallaşması mekânın algılanmasında ve oluşmasında oldukça önemli olacaktır. Bu noktada düşülen büyük hatalardan birisi olan kamusallığı sokaklardan alıp konut adalarının içine koyarak güvenlik durumunu düşürmektir. Bunun yerine kamusal özellik kazanabilecek adaların kullanımlarını da kamusallıkla orantılı şekilde değiştirmek doğru bir strateji olacak, konut adalarının içindeki ortak kullanım alanlarını da yaşayan komüniteye bırakmak iyi olacaktır. Ancak bu noktada da adaları hücreler olarak kabul edersek, hücrelerin diğer hücrelerden ayrı olmaması için iletişimlerini ve entegrasyonlarını kuvvetli tutacak kentsel mekanlar ve kullanımlar üretmek gerekecektir.

Another important issue regarding urban islands is to ensure the transition from public to private areas and to design this by taking into account from the building scale to the island scale. The publicity – feature spatialization that will be created in the transition from the publicity of the streets to the buildings, from the buildings to the living units and maybe even from the living units in the spaces within the islands, will be very important in the perception and formation of the space. At this point, one of the biggest mistakes made is to reduce the security situation by taking the publicity from the streets and putting it inside the residential blocks. Instead, it would be a correct strategy to change the uses of the islands that can gain public character in proportion to the publicity, and it would be good to leave the common areas inside the residential islands to the living community. However, at this point, if we accept the islands as cells, it will be necessary to produce urban spaces and uses that will keep their communication and integration strong so that the cells are not separate from other cells.

Günümüzde daha yenilikçi kentsel tasarım yaklaşımları doğrultusunda farklılaşma, modülarite ve her sosyal alt gruba yönelik mekanlar ve yaşam birimleri üretmek önemli olmaya başlamıştır. Bir ada tasarımsal olarak da kullanım olarak da bu parametreler doğrultusunda tasarlanmalı ve planlanmalıdır. Kentin karmaşık yapısını destekleyecek şekilde farklı mimari ürünlerin çıkmasına da olanak sağlamak ve bunu da sosyal ve kültürel olarak da sürdürmek gerekmektedir. Farklılıktan uzak tekdüze ve belirli bir komüniteye hizmet eden, tepeden inme ve katılımsız bir plancılık ve tasarımcılığın gerçekliği sorgulanmalıdır. Kentsel adaların büyüklüğü de yine farklılaşarak kullanımlarına göre açık alan ve yapılı çevre ilişkisi değişmektedir. Bu ilişkiler doğrultusunda adaların büyüklüğüyle beraber şekillenen kent parçaları da kentin karakterlerini oluşturmaktadır.

Today, differentiation, modularity and producing spaces and living units for each social subgroup in line with more innovative urban design approaches have become an important aspect. An island should be designed and planned in line with these parameters, both in terms of design and use. It is necessary to allow the emergence of different architectural products in a way that supports the complex structure of the city and to maintain this socially and culturally. The reality of top-down and unattended planning and design, which is monotonous and serves a certain community, should be questioned. The size of the urban islands also differs and the relationship between open space and built environment changes according to their use. In line with these relations, the parts of the city that are shaped together with the size of the islands also form the characters of the city.

Sonuca geldiğimizde genel olarak tasarım sürecinde değerlendirmenin zor olduğu veya arka planda kalan detaylar göz önüne serilmektedir. Yolları öncelikli düşünme ve ortak alanları düşünmeme hataları ve modern kentleşme pratiklerinin getirisi olan farklılaşma, çeşitlenme ve karmaşıklık kavramları kentsel ada üretiminin önemli parametreleri haline gelmiştir. Bu kavramlar doğrultusunda bir kentsel tasarım ve mimari tasarım sürecinde kütleleri koyup “bu böyle olsun, şu da böyle olsun” yaklaşımından ziyade kavramsal ve analitik arka plan çalışmalarıyla beraber kent dokusunu şekillendirecek ve karakterize edecek ada ve kütle tasarımlarını düşünmek daha yenilikçi ve çağdaş olacaktır.

Regarding the above-mentioned aspects, details that are difficult to evaluate in the design process or that remain in the background are revealed, conclusively. The mistakes of thinking about the roads first and not thinking about the common areas and the concepts of differentiation, diversity and complexity, which are the results of modern urbanization practices, have become important parameters of urban island production. In line with these concepts, it will be more innovative and contemporary to think about island and mass designs that will shape and characterize the urban fabric with conceptual and analytical background studies, rather than putting the masses in an urban design and architectural design process and the approach of “let it be like this, let it be like this”.

References:

  • Panerai, P., Castex, J., Depaule, J.-C, Samuels, I., Samuels, O.V. (2004) Urban Forms, The Death and Life Of the Urban Block
  • Great Britain., & Rogers, R. G. (1999) Towards an urban renaissance. London: Spon.

Yazar/Author: Furkan Erdem Sözeri

Editör/EditorGörkay Düzgün

Grafiker/Graphic Designer: İlayda Altıntaş

Çevirmen/Translator: Şebnem Sezgin